28 Şubat 2009 Cumartesi

İşte 28 Şubat'a bu adımlarla gittik

Medyanın üstün gayretiyle gün be gün 28 Şubat'a gidişin hikayesi...
Cumartesi, 28 Şubat 2009 12:55



Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

2 Ağustos 1996: Necmettin Erbakan Başbakanlığında 28 haziran 1996 'da kurulan Refahyol hükümeti ilk Yüksek Askeri Şura toplantısına katıldı. 13 subay 'irtica' gerekçesiyle ordudan ihraç edildi.

5 Ağustos 1996: Erbakan, YAŞ üyelerine verdiği davette oramiral Güven Erkaya, garsondan 'rakı istedi. Güven Erkaya verdiği bu gerilimle o günlerde çok tartışıldı.

14 Ağustos 1996: Erbakan D-8 projesi kapsamında ilk yurtdışı gezisini İran'a yaptı. Ana akım medya bu olayı 'Batılı imajımıza zarar veriyor' iddialarıyla manşete taşıdı.

7 Eylül 1996: Bu kez yargı devreye girerek Barolar Birliği başkanı Eralp Özgen ile Yargıtay Başkanı Müfit Utku'nun Adli Yıl konuşmalarını, 'şeriat geliyor' diyerek manşetlere taşındı.

21 Eylül 1996: TÜSİAD da sürece dahil olarak ekonominin kötüleştiğini öne sürdü. Rahmi Koç ve Sakıp Sabancı erken seçim istedi.

23 Eylül 1996: Mesut Yılmaz Hürriyet gazetesine demeç vererek, hükümeti düşürebilecekleri sinyalini verdiler.

28 Eylül 1996: Gazetelerde Taliban manşetlerdeydi. Gazetelerde bu haber, Rusçu Necibullah'ın Taliban tarafından cezalandırılması, direğe asılı resmi gösterilerek, 'şeriat geldi böyle oldu' başlıklarıyla işlendi.

30 Eylül 1996: Demirel Afganistan haberlerine atıfta bulunarak eş güdümlü bir açıklama yaparak, 'Laikliğin Kıymetini bilin ifadesini kullandı.Bundan sonra Medya atıf yaparak ya da senkron açıklamalarla süreç ilerliyordu.

3 Ekim 1996: Erbakan yine D-8 kapsamında Mısır Libya ve Nijerya'yı kapsayan tura çıktı.Libya turu medya tarafından manipüle edilen geziydi. Erbakan'ın Libya'dan 500 bin dolar para aldığı iddia edildi.

17 Ekim 1996: Libya olayının ardından verilen gensoru reddedildi. 'Evet' oyu verilen DYP'li milletvekilleri 'kahraman olarak nitelendirildi.

23 Ekim 1996: Daha önce Kendi yerellerinde uzlete çekilmiş bir hayat tarzından daha görünür hale gelen Aczmendiler gündeme girdi. Bu tarikat mensuplarının görüntüleri medyada kendine çok fazla yer buldu.

3 Kasım 1996: Susurluk kazasında Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve Gonca Us hayatını kaybetti, Sedat Bucak ağır yaralandı. Hala sır gibi gizemini koruyan bu olay devlet-mafya-polis üçgeniyle gündeme geldi.

8 Kasım 1996 : İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, görevinden istifa etti, yerine sonradan çokça konuşulacak isim olan Meral Akşener getirildi.

24 Kasım 1996: Mesut Yılmaz'ın Macaristan'da otel lobisinde burnu kırıldı. Ama bu saldırının kimler tarafından yapıldığı da hala net olarak bilinmiyor.

7 Aralık 1996: Ankara DGM savcısı Nuh Mete Yüksel, Başbakan Erbakan ile bazı milletvekilleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

10 Aralık 1996: Üniversite rektörleri toplanarak hükümete karşı bir deklarasyon yayınladı, deklarasyonu Ergenekon soruşturması zanlıllarından Kemal Gürüz okudu.

28 Aralık 1996: Fadime Şahin olayı patlak verdirilerek, Aczmendi lideriyle olan görüntüleri günlerce ekranlardan verildi. Kısa bir süre önce, bir süreliğine polislik de yapan transeksüel Sisi'nin menejerliğini yaptığı yeni bir çift ekranın yeni yüzleri oldu: Ali Kalkancı ve Emire Kalkancı

7 Ocak 1997: Refahyol hükümetinden istifa eden DYP'li milletvekilleri Hüsamettin Cindoruk başkanlığında yeni bir parti kurdular. Yıllar sonra, müstafi vekiller, kendilerine 'Yassıada' imgesinin hatırlatıldığını iddia ederek, bu istifa kararının aldıklarını öne sürdüler.

11 Ocak 1997: Erbakan'ın dini cemaat liderlerine verdiği iftar daveti medyada günlerce kendine yer buldu.

22 Ocak:1997: Yüksek rütbeli subaylar Gölcük'te irtica konulu bir toplantı düzenlediler. orgeneral rütbesindeki 9 subay 3 gün boyunca toplantı yaptığı duyuruldu.

28 Ocak 1997: Medyada irtica haberleri vazgeçilmez olmaya devam ediyordu. O zamanlar yeni yeni kullanılmaya başlayan photoshop'la Taksim' e yapılması öngörülen caminin nasıl olacağı, Ayasaofya'nın ibadete açılması, Türkiye'deki tarikat sayısı şeyh sayısı, laik bir hayat tarzına karşı büyük hınç'ın olduğuna dair haberler gündemdeydi.

30 Ocak 1997: Sincan belediyesi her sene düzenlediği Kudüs gecesini yine düzenledi. Geceye İran Büyükelçisi Ali Rıza Bagheri de davet edilmişti. Gecede konu alınan Kudüs mücadelesi cihat oyunu olarak medyada kendine yer buldu. Gazeteler Bekir Yıldız'ın ' sabrederek istediğimiz yere geleceğiz, Türban bizim sancağımız'dediğini öne sürdü. Ama Bekir Yıldız 28 Şubat sonrasında Milli Gazeteye verdiği röportajda bu demeçleri kendinin vermediğini yazıldığını belirtti.

31 Ocak 1997:Yargıtay Siyasi partiler yasağına uygun davranmadığı gerekçesiyle RP'yi uyardı. Partili gençlerin 'özel üniformalar' giydiğini öne sürdü.

1 Şubat 1997: Süreçteki STK'lar ve sendikalar sivilin yanında yer alma duyarlılıklarını kaybedip, militer gölgede yapılan siyasete onay verdiler.Türk-iş başkanı Bayram Meral, Ergenekon soruşturmasında da gözaltına alınan Türk Metal Başkanı Mustafa Özbek, ADD temsilcisi üç generalle bir araraya geldi.Askerler sivillerle aralarında hiyerarşik bir düzlem olduğunu düşünüp 'siviller de bir an önce harekete geçsin' dediler.

2 Şubat 1997: Bu kez de Mesut Yılmaz devreye girip kaosa gidildiğini, güç birliği yapmaya hazır olduklarını duyurdu.

3 Şubat 1997: Sincan'da Star Tv muhabiri Işın Gürel kimliği belli olmayan bir kişinin saldırısına uğradı. Saldırı yapan kişinin kim olduğu hala net olarak anlaşılamadı.

4 Şubat 1997: Ve jeneriklik bir görüntü oldu: Tanklar Sincan'da geçiş yaptı. Genelkurmay bu olayı 'sıradan' olarak nitelendirdi. Baykal bu olayları 'İran'la olarak işbirliği olarak yorumladı ve rejim yıkılabilir iddiasında bulundu.

5 Şubat 1997: Demirel Erbakan'a uyarı mektubu gönderdi. Rakı gerilimiyle gündeme gelen Oramiral Güven Erkaya, 'irtica PKK'dan daha tehlikeli' dedi.

6 Şubat 1997: Dönemin ünlü aktörü Çevik Bir 'İran' a terörist devlet muamelesi yapılsın' dedi.

7 Şubat 1997: Bir ilginç iddia da Mesut Yılmaz'dan geldi: 'RP silahlanıyor'

23 Şubat 1997: Medya manipülasyon malzemesi seçkisi çok genişti. Bu sefer de Beşiktaş'ın ünlü futbolcusu Amokachi'nin açıklamalarına yer verildi: İslam güzel din ama çok istismar ediliyor. Açıklamanın yanına Erbakan'ın fotoğrafı da kondu.

28 Şubat 1997: MGK kararlar aldı ve hükümete dikte ettirdi.

5 Mart 1997: TÜSİAD, KESK, TİSK, Türk Metal-Sen MGK kararlarına tam destek verdiklerini açıkladılar.

5 Nisan 1997: Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir 'ilk hedef irtica' dedi.Laikliğe karşı girişlilen tüm girişimlere TSK olarak gerekli cevabı verecekleri tehdidinde bulundu.

20 Nisan 1997: Tuğgeneral Osman Özbek, 'Bir hak düşmanı' isimli oyunda ordunun eleştirildiği gerekçesiyle Başbakan Erbakan'a hakaret etti. Ve bugünlerde 28 Şubat'ın her aşamasında olduğunu söyleyen Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı Özbek'in hakaretlerinin arkasında durdu.

26 Nisan 1997: Gene hükümetin alması gereken bir karar MGK'da alındı: 8 Yıllık kesintisiz eğitim kararlaştırıldı.

29 Nisan 1997: Genelkurmay Anayasa Mahkemesini Yargıtay ve Danıştay üyelerini Üniversite rektörlerine ile gazetecileri Karargaha çağırarak 'irtica' brifingi verdi. Bu toplantıdan yıllar sonra Andıç tarışmaları da bu toplantıdan sonra yoğun bir şekilde gündeme geldi.

20 Mayıs 2007: Genelkurmay bu kez de savcıları çağırarak 'İslami Sermaye' brifingi verdi.Toplantıya 420 savcı katıldı.

10 Haziran 2007: Genelkurmay 'irtica' faaliyetlerini izlemek için Batı Çalışma Grubunu kurdu.

18 Haziran 2007: Erbakan istifa etti.

21 Haziran 2007: Demirel hükümet kurma görevini Çiller'e vermesi gerekirken dönemin iddialarıyla gündeme gelen bir başka ismi Mesut Yılmaz' a verdi. Çiller bu 'Çankaya darbesidir dedi.

17 Ocak 1998: Anayasa Mahkemesi Refah Partisi'ni kapattı. Yargıtay Siirt'te ilkokul müfredatı kitaplarında da yer alan şiiri Recep Tayyip Erdoğan'ın okumasını karara bağlayarak mahkum etti.
Kaynak: Dünya Bülteni

Hiç yorum yok: